İnşaat Tedarik Dergisi

İnşaat – Yatırım – Proje – Ulaştırma – Mimarlık – Enerji – Maden

Mimar Sinan’ı anmak

Üsküdar tüm Osmanlı toprakları üzerinde birbirine sadece 300 metre mesafede iki çok önemli Sinan külliyesi barındıran nadir yerlerden. Batıda Şemsi Ahmet Paşa Camisi (1580), doğuda Mihrimah Sultan İskele Camisi (1547) yapılışlarından beş yüzyıl sonra bile semtin topografyasında ve siluetinde hala en etkili elemanlar olmayı sürdürüyorlar. Bunlara yine yaklaşık 300 metre uzaklıkta ve güneyde konumlanan, bugün Mimar Sinan Çarşısı diye anılan mütevazı Sinan hamamını da eklemek mümkün. Üçü birlikte semtin tarihsel merkezine strüktürünü veren bir “Sinan Üçgeni” oluşturuyorlar. Ayrıca, denizin de bu yarım binyıllık üçgenin tabanını tanımlayan bir tarihsel ve güncel veri olarak nitelenebileceği belirtilmelidir.

Bu önemine karşın, Üsküdar İstanbul’daki kıyı meydanlarının içinde en sorunlu olanlardan biri. Çok ağırlıklı bir ulaşım düğüm noktası olarak çalışıyor ve bu özelliği azalmak bir yana sürekli tırmanıyor. Yeni ticari yapılar, iskeleler, otobüs, dolmuş ve taksi durakları ile onlara en son katılan raylı sistemler transfer merkezi bugün meydanın en etkili çağdaş donatılarını oluşturuyor. Son yıllarda otobüs ana kalkış duraklarının kısmen Harem’e transferiyle toplu taşıma ağırlığı azaltıldıysa da, Üsküdar Meydanı hala meydan olmaktan çok, bir trafik düğüm noktası. 16. yüzyılda bile ulaştırma odağı olarak işlev gördüğü bilinen bu meydanın söz konusu özelliğinin yakın gelecekte de değişmesi beklenmiyor. Burası Kadıköy’le birlikte hala kentin Asya yakasının Avrupa yakasına bağlandığı iki merkezi noktadan biri olmayı sürdürüyor.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi, kentin bu çok önemli odağının önceki paragrafta özetlenen tarihsel-güncel geriliminin giderilmesini amaçlayan bir girişimde bulunuyor. Gerilim, semtin ve meydanın çağdaş zorunluluk ve gerekliliklerle tanımlı bugünkü teknik rolü ile tarihsel kimliğini tanımlayan “Sinan Üçgeni”nin ve diğer tarihsel eserlerin oluşturduğu mimari geçmişi arasında. Bu durum, hiç kuşkusuz yaşayan, gelişen bir metropol için olağan. Ancak, meydanın çelişkili ve kaotik bünyesini barışçı bir düzene kavuşturmak da kaçınılmaz bir görev. Yerel yönetim, özetlenen bu gerilimin giderilmesi amacıyla sanat-tasarım-mimarlık arakesitinde bir girişimde bulunmayı öngörmekte. Dolayısıyla, çağdaş estetik pratiklerin kenti “güzelleştirmek ve süslemek” amacıyla değil, onun güncel ve reel ihtiyaçlarını çözüme kavuşturmak için de kullanılabileceği fikrinden hareket edilmektedir.

Söz konusu amaçla, sınırları başta tanımlanan “Sinan Üçgeni” ile belirlenmiş alanın içinde ve yakın çevresinde semtin mimari kimliğinin vurucu öğelerine ve onları var eden mimara saygı gösterisi niteliğinde olacak bir anma mekanının tasarlanması hedefleniyor. Bu yarışmanın gerekçesi, böyle bir mekanın düzenlenmesini sağlayacak projeyi olabildiğince geniş katılımla elde etmektir. Bu suretle, semtin tarihsel kimliği ile güncel kentsel rolü bir ölçüde uyumlu hale getirilecek, o sırada da en önemli Osmanlı mimarına bir tür saygı mekanı düzenlenmiş olacaktır. Dolayısıyla, yerle ve tarihle diyalog kurulması beklenmektedir. Amaç bir Sinan anıtı daha yapmak değildir.

Yarışmacılardan beklenen, sınırları kabaca tanımlanan “Sinan Üçgeni”nin içinde yer alacak bir anma mekanı / elemanı / alanı / strüktürü / sanat formu projelendirmeleridir. Ancak, çok sayıda tarihsel ve güncel yapıyla dolu bu kesimdeki tüm mevcut verilerin yerlerinin korunması ve yeni tasarımda dikkate alınması beklenmektedir. Bunların önemli kısmı tarihsel yapılardır ve herhangi bir müdahale görmeleri zaten tartışma dışıdır. Yerleri ve/veya varlıkları korunması gereken mevcut yeni kentsel elemanlarsa deniz ulaştırma iskeleleri, Marmaray ve metro istasyon girişleri, yol ağının fiziksel sınırları, deniz-kara arakesiti / sınırı olarak saptanmıştır.

Yarışmacılardan beklenen, yukarıda tanımlı sınırlar çerçevesinde, kendi belirleyecekleri kesimde ve kendi öngördükleri kapsam ve nitelikte bir “Mimar Sinan Anma Mekanı” tasarlamalarıdır. Bu amaçla, sınırları verilen bölge içinde kalmak koşuluyla tek bir yeri veya yerleri seçebilirler. Bunun anlamı, birbiriyle diyalog içinde birkaç yer ya da tek bir nokta seçmenin serbest oluşudur.

Seçilen yer veya yerlerde yapılacak tasarım müdahalelerinde kullanılabilecek araç, mecra ve teknikler tümüyle yarışmacıların özgür iradesine bırakılmıştır. İnşai elemanlar kullanılabileceği gibi, çağdaş sanat dünyasında artık sınır tanımlama imkanı vermeyecek kadar çeşitlenmiş olan her araçtan yararlanılabilir. En geniş anlamıyla mimari ve/veya heykelsi elemanlara, ses, ışık, tipografi, resimsel temsil nesneleri gibi araçlara başvurmak yarışmacının takdirine bırakılmıştır. Yöreye yapılacak müdahalenin boyutu da aynı şekilde özgürce belirlenebilir. Bu konuda tek olası engel, çevre verilerinin dikkate alınmasını gerektiren sağduyu ölçütleridir.

Yarışma konusunun gerek boyut, gerekse de içerik bağlamındaki geniş sınırları nedeniyle, yarışmaya katılım için mesleki kısıtlamalar koymaktan olabildiğince kaçınılmıştır.

Nihai olarak, yarışmaya açılan bu proje Üsküdar’a, onun tarihine, mimarisine ve değerlerine ve de Sinan’a alışılagelmiş bir anıt kazandırmak yerine, bunların hepsini de güncel dünyaya ait “yaşayan” gerçeklikler olarak niteleyecek bir “hatırlama mekanı” ortaya koymayı amaçlamaktadır. Geçmişi ve geçmişin kişiliklerini canlandırmak, kutsallaştırmak ya da görselleştirmek değil, yaşayan bir metropolde tarihsel olanla çağdaş olanı buluşturmak öngörülmektedir.

Detaylar;

https://konkur.istanbul/mimarsinan/index.html