İnşaat Tedarik Dergisi

İnşaat – Yatırım – Proje – Ulaştırma – Mimarlık – Enerji – Maden

Türk Yatırımcıların Libya Çıkmazı ve Çözüm Yolları

Av. M. Hakan Çınar

Türk yatırımcılar uzun yıllar önce ülke sınırları dışında faaliyet göstermeye başlamış ve özellikle bazı ülkelerde kayda değer miktarlara ulaşan yatırımlar yapmışlardır. Yüksek yatırım hacmine sahip olduğumuz ülkelerden birisi de Libya’dır. Türk şirketleri Libya’ya giriş yaptığı 1972 yılından bugüne yaklaşık 20 milyar dolar değerinde çeşitli projeler gerçekleştirdi. Libya hükümeti Türkiye’yi “samimi bir dostluk ve ortaklıklığa dayanan bir partner” olarak tanımlıyordu. Bu dostluk, Şubat 2011’de Libya’da başlayan iç karışıklık sırasında Türk şirketlerinin şantiyelerinin yakılarak yağmalanması ile sarsıldı.

Stj. Av. Nadide Kara

           

İşlerinin yarım kalması sonucu şantiyelerde çalışan 25 bin Türk işçi Türkiye’ye dönmek zorunda kaldı. Türkiye Müteahhitler Birliği (“TMB”) üyesi 100’ü aşkın firmanın yarım kalan projelerinin toplam tutarı ise 19 milyar dolardı. Tahsil edilememiş hak edişler de mevcuttu. “Hak ediş alacaklarının yaklaşık 1 milyar dolar, devam eden işlere ait avans ve kesin teminat tutarının 1,7 milyar dolar, tahmini makine, ekipman ve benzeri envanter ile diğer zararlar toplamının 1,3 milyar dolar civarında olduğu tespit edildi.”[1].

2019 yılında iki ülke arasında söz konusu sorunlara çözüm getirmek amacıyla, TMB’nin de içinde yer aldığı bir Ortak Çalışma Grubu oluşturuldu. Bu Grubun çalışmaları sonucunda Türk müteahhitlerin 2011 yılında yaşanan olaylar nedeniyle tamamlayamadığı projeleri bitirmesi ve yeni projelerin önünün açılması için 13 Ağustos 2020’de Türkiye ve Libya arasında milletlerarası anlaşma statüsünde olan bir Mutabakat Zaptı imzalandı. 14 Eylül 2020’de Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren zaptın, Libya’daki yatırımcılar ile iş yapan Türk müteahhitler için yarım kalan işlerden doğan ve 10 yıldır süren alacak sorununun çözüm haritası olması hedefleniyor. İşbu Mutabakat Zaptı, taraflar 90 gün içinde işe devam süreçleri, mevcut sorunlar ve borçlara ilişkin anlaşmaya varamaz veya sözleşme kamu yararı sebebiyle sonlandırılır ise, Zapt’ın yürürlüğe girmesini takiben 180 gün içinde Türk müteahhitlerin alacaklarına ilişkin bir hesap metni oluşturularak ödemenin yapılacağını öngörüyor. Hükümetler Mutabakat Zaptı’nın uygulanmasını takip etmek için 3 aylık dönemlerde Ortak Çalışma Grubu’nun toplanması konusunda mutabık kalmışlardır. Fakat bugün itibariyle 90 günlük sürenin sonuna yaklaşılmış olmasına rağmen henüz taraflarca bir anlaşmaya varıldığına dair bir açıklama yapılmamıştır.

            Bu olumlu gelişmeye, yani Libya ile Türkiye arasında imzalanan Mutabakat Zaptı’na, rağmen Türk yatırımcıların alacaklarını henüz alamadıkları göz önünde bulundurulduğunda alternatif yöntemlerden bahsetmekte fayda vardır. 2011 yılında şiddetlenen iç karışıklık dolayısıyla ciddi mağduriyet yaşayan Türk yatırımcılar, haklarını arayabilecekleri hukuki yolları araştırmaya başlamıştır. Yatırımcıların mağduriyetlerini gidermek için başvurabilecekleri hukuki yolları tespit edebilmek için öncelikle Türk şirketler ile karşı tarafın imzaladığı sözleşmenin incelenmesi gerekmektedir. Sözleşmede uyuşmazlık çözümü ile bir belirleme yapılmış olması halinde, bu hüküm işletilebileceği gibi, şartlar sağlanıyor ise devletler arasında imzalanan ikili yatırım anlaşmasının hükümlerine dayanarak uluslararası tahkime başvurmak her zaman bir uyuşmazlık çözüm yöntemi olarak kullanılabilmektedir. Türkiye ile Libya Arap Halk Sosyalist Büyük Cemahiriyesi arasında 25 Kasım 2009 tarihinde yatırımların karşılıklı teşviki ve korunma amacıyla imzalanan 12 maddelik bir ikili yatırım anlaşması imzalanmıştır[2]. Bu anlaşmanın amacı, genel olarak yatırımların korunması ve teşviki, ülkeler arasındaki işbirliği ile sanayi ve teknoloji transferlerinin artırılmasıdır.

            Anlaşmanın 8. maddesinde taraf ülkelerden biri ile diğer ülkenin yatırımcısı arasında ortaya çıkan uyuşmazlığın hangi usul ve kurum nezdinde çözüleceği alternatifli olarak düzenlenmiştir. Uyuşmazlıkların öncelikle dostane çözüm yolları kullanılarak müzakere ile çözülmesi yönünde tarafların çaba harcaması gerekmektedir. Bunun için yatırımcı öncelikle doğan uyuşmazlığı ev sahibi ülkeye detaylı şekilde bildirmelidir. Çabaların bildirim tarihinden itibaren 90 gün içinde sonuç vermemesi halinde ise yatırımcı seçimlik haklarını kullanabilecektir. Yatırımcılara iki adet seçimlik hak tanınmıştır: ev sahibi ülkenin yetkili mahkemelerine başvurmak ve uluslararası tahkim yoluna gitmek. Yapılan seçim nihai olup taraflar seçtikleri uyuşmazlık çözüm yönteminden dönemeyeceklerdir.

            Ev sahibi ülkenin yetkili mahkemelerine başvurmak, Türk yatırımcılar için avantajlı bir yol olmayabilir. İlk olarak mahkemelerin bağımsızlığı ve tarafsızlığı, sonraki aşamalarda ise kararın tanıma ve tenfizi noktasında sorun yaşanma ihtimali yüksektir. Uluslararası tahkim ise, bu endişeleri ortadan kaldırdığı için tarafımızca önerilen uyuşmazlık çözüm yöntemidir. 8. maddenin 2. fıkrasında hangi tahkim kurumlarının uyuşmazlığı çözmeye yetkili oldukları belirlenmiştir. İlgili hüküm uyarınca yetkilendirilen uluslararası tahkim mekanizmaları her iki akit tarafın sözleşmeye imzalamış olması durumunda, “Devletler ile Diğer Devletlerin Vatandaşları Arasındaki Yatırım Uyuşmazlıklarının Çözümü Sözleşmesi” ile kurulmuş olan Yatırım Uyuşmazlıklarının Çözümü için Uluslararası Merkez (“ICSID”), Birleşmiş Milletler Uluslararası Ticaret Hukuku Komisyonu (“UNCITRAL”) Tahkim Usulü Kurallarına göre bu maksatla kurulacak bir hakem mahkemesi ve Paris Uluslararası Ticaret Odası Tahkim Mahkemesi (“ICC”) yatırımcı ile ev sahibi ülke yatırımcısı arasında çıkan uyuşmazlığı çözmeye yetkilidir.

            Yatırım Uyuşmazlıklarının Çözümü için Uluslararası Merkez (“ICSID”) ve Paris Uluslararası Ticaret Odası Tahkim Mahkemesi (“ICC”) güvenilirliği ve tecrübesi sebebiyle dünyada en çok tercih edilen kurumsal tahkim merkezleridir. Yatırımcılar bu kurumlara başvurduğunda, uyuşmazlıklarının kurumların kabul etmiş olduğu tahkim kuralları çerçevesinde çözümünü talep edebilecektir. UNCITRAL kurallarına göre oluşturulacak bir hakem heyeti ise, ad hoc (kurumsal olmayan) tahkim niteliğinde olup, yargılama UNCITRAL kurallarına göre yapılacaktır.

            Hangi kurum uyuşmazlığın çözümünde yetkili olursa olsun, taraflar kendi hakemlerini kendileri seçecek ve karşı tarafa bildirecektir. Taraflarca atanan hakemler ise üçüncü bir başkan seçeceklerdir.  Herhangi bir sebeple hakem heyetinin teşekkül edememesi halinde, yetkilendirilen heyet hakem veya hakemlerin atamasını yapacaktır. Oluşturulan hakem heyeti, uyuşmazlığın niteliğine göre taraflarca sunulan her türlü dilekçe, delil, tanık ifadeleri ve uzman raporlarını detaylıca incelemekle yükümlüdür. Her ne kadar tahkimin en önemli avantajlarından biri zamandan tasarruf sağlamak olsa da, uyuşmazlığın niteliği ve derinliğine göre yargılama 1-2 sene sürebilmektedir. Anlaşmaya göre tahkim kararları uyuşmazlığın tarafları için nihai ve bağlayıcı olacaktır. Taraflar verilen kararı kendi hukuklarını çerçevesinde icra etmekle yükümlüdür.

            Bilindiği üzere, Türk şirketlerinin 1972’den beri aktif oldukları ve ciddi bir pazar payı oluşturdukları Libya’daki yatırımlarına ülkenin iç çalkantıları sebebiyle hukuksuz olarak el konulmuş, hak edişleri ve sair ödemeleri durdurulmuştu. Libya-Türkiye arasındaki ikili yatırım anlaşması uyuşmazlıkların çözümü bakımından alternatifli olarak düzenlediği tahkim prosedürü ile Türk yatırımcılara bu mağduriyetten kurtulmanın yolunu açtı. Önemli Türk şirketleri haklarını uluslararası tahkim heyetleri nezdinde arama yolunu seçti. Bu şirketler haklarını tahkim heyetleri önünde arıyorken, 13 Ağustos 2020’de ülkeler arasında imzalanan Mutabakat Zaptı ile bu mağduriyetlerin giderilmesi, yarım kalan projelerin tamamlanması ve hatta yeni projelere başlanması imkanı getirildi. 2021 itibariyle Türk müteahhitler tekrar Libya pazarında faaliyet göstermeye hazırlanıyor. İmzalanan zapt her ne kadar taraflar arasındaki mevcut uyuşmazlıkları sona erdirmeyi ve olası uyuşmazlıkları minimuma indirmeyi hedefliyor olsa da, doğan bir uyuşmazlıkta bir hukuki yola başvurmadan önce taraflara 2009 yılında imzalanan ikili yatırım anlaşmasını ve Mutabakat Zaptı’nı değerlendirmeleri ve sunulan alternatifler ışığında bir yol haritası çıkarmalarını tavsiye ediyoruz.

Sorularınız için; info@cinarlaw.com

KAYNAKÇA

1 Merve Özlem Çakır, “Türk müteahhitlerin Libya’dan alacaklarını tahsil için 1 yıllık yol haritası” , Anadolu Ajansı, 16.10.2020 <https://www.aa.com.tr/tr/ekonomi/turk-muteahhitlerin-libyadan-alacaklarini-tahsil-icin-1-yillik-yol-haritasi/2008555>, E.T, 11.12.2020.

2 Türkiye Cumhuriyeti ile Libya Arap Halk Sosyalist Büyük Cemahiriyesi Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Dışişleri Komisyonu Raporu (1/872), 25 Kasım 2009.